‘Emlak Cumhuriyeti’ne Notlar

Tayyibist cumhuriyet Kemalist cumhuriyetin doğal devamcısıdır, mantıki uzantısıdır; ikisi de ’emlak cumhuriyeti’ madalyonunun iki farklı yüzüdür. Aralarında var olduğu vehmedilen bütün çelişkiler, iki farklı saray kliğinin entrikalarından öte bir anlam taşımaz. İki şehzade arasında taraf tutuşmak ne derece anlamlıysa, bu iki cumhuriyet biçimi arasında taraf olmak da o derece anlamlıdır.

20 Mayıs 2007’de Vatan gazetesi için Ruşen Çakır’a verdiği röportajda Şerif Mardin şöyle diyor: “Türkiye’de “mahalle baskısı” diye bir şey var. Jön Türkler’in en çok korktuğu şeylerden biri de oydu. “Mahalle baskısı” bilinmeyen ve sosyal bilimce ifade edilmesi çok zor olan bir havadır. Bu havanın AKP’den bağımsız olarak Türkiye’de yaşadığına inanıyorum. Dolayısıyla bu havanın gelişmesine müsait şartlar oluşursa o zaman AKP de bu havaya boyun eğmek zorunda kalacaktır.”

22 Ekim 2014’te İlber Ortaylı, Ahmet Hakan Coşkun’a verdiği röportajda: “Türkiye’de kasabalılık egemendir bugün. Bizde büyük şehirlerin varoşlarında köylülük var sanılıyor. Büyük şehirlerin varoşlarında egemen olan kasabalılıktır.”

Milli Mücadele, Tanzimat ile Türkiye’nin toplum ve siyaset sahnesinden tasfiye edilmiş olan taşra ve onun sözcülerinin yeniden sahneye çıkması; siyasi elitin taşra ile yeniden barışması girişimidir. Doğan Avcıoğlu’nun Milli Mücadele için koyduğu “para eşraftan, can köylüden” formülüne, “önderlik ulema ve askerden” eklenebilir. 1923-24 sonrası Kemalist cumhuriyetin taşra ile ittifakının sona erdiği söylenebilirse, cümle, bu küslüğün AKP ile ortadan kaldırıldığı ile tamamlanmalıdır.

Her iki cumhuriyet biçiminin retoriği de paraleldir. Bir lidere kayıtsız şartsız itaatin makbullük için yegane şart olması, en ufak sorgulamanın ihanet ile eş kılınması, muhatap ve muarızlarına karşı bitmek bilmeyen bir aşağılama ve tekebbür, tam olarak kontrolünde olmayan bütün kurumsallaşmaları (üniversite, medya) kendi ‘büyük dava’sına amade kılma isteği… Müttefik ve ‘dava arkadaşları’nı zaman içinde tasfiye edip (elbette 1926’da idam ediliyorken 2014’te köşeye çekilmeye veya pasif görevi kabullenmeye mecbur ediliyor) eşitler arasında birinci konumundan tek adam konumuna yükselme seyri de tarihin cilvesi olsa gerek.

Nazım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları’nda bir Burhan Özedar karakteri vardır; Sivas’tan çıkıp Cumhuriyet döneminin ilk kuşak Müslüman-Türk burjuvazisini, bir dolar milyonerini anlatır.

Burhan Özedar

büyüklerden insana bir şeyler anlatıyor.

[…]

Burhan Özedar

1300 tarihlerinde Sıvas şehrinde doğdu.

Kemankeşzade diye anılırdı

soyadı çıkmadan önce.

Rahmetli babası kervancı Osman Ağadır:

Karahisar’da toprak.

Sıvas’ta iki mağaza

150 katır.

Burhan 1320’de rüştiyeyi bitirdi.

Seferberlik’te katırları askere aldılar.

Üç kerre bedel verdi: 330’dan 34’e kadar.

Babası yetmiş yaşında öldü.

Mütareke-İstanbul.

Burhan’ın 25 altını vardır

ve Rumların elindedir

Anadolu’nun cıgara kâatları.

Yaşasın Millîciler:

Büyük Millet Meclisi’ne istida verdi Burhan.

Cıgara kâatları ay yıldızlıdır artık.

Sermaye yine Rumlardan,

Burhan ortak.

İlk partinin sevkiyatı:

1337.

İlk apartıman:

1340.

Sıvaslı Ahmet Paşa Camii’ni tamir:

1341.

(Bu Sıvaslı paşa bilmem hangi padişahın devrinde

bilmem hangi palangayı almıştı Nemselilerden)

1342’de Burhan

on yataklı hastane pavyonu yaptırdı.

Aynı yıl ikinci apartıman.

Demiryolu inşaatı:

925’ten 34’e 800 kilometre.

35’te filim çevirmek fikri

Sıvaslı Ahmet Paşa’ya dair.

36’da demir soba fabrikası.

Aynı yılın içinde

ilk forması neşredildi Sıvaslı Ahmet Paşa tarihinin.

37’de maden arattı Erzurum dağlarında.

Şimendifer vagonu atölyesi – 1938.

39’da oğlu Berlin’den dönüyor

inşaat mühendisi olarak.

Ertesi yıl kadınlar Sıvas’a gönderildi:

Sıvas uzak

ve emin yerdir.

Burhan içki içmez

Harama uçkur çözmedi bir kerre bile.

Kendi giderse de ev halkı baloya gitmezler.

Kızı Amerikan Koleji’nde okumuştur.

Bereden başka şapka giymez fakat.

Burhan Özedar

Amerikan dolarıyla milyonerdir.

Ve bu yıl

yeniden yazılan vasiyetnamede

servetinin yarısı evlad ü ayaline kalacak

yarısı emrü hayre.

Devam eden sahnede Burhan Özedar, milletvekili doktor Tahsin ve bir general ile konuşur.

Köylüye bir örnek elbise giydirmeli

ucuz

sağlam.

Herifler evvela, çıplak.

Ben bir proje hazırladım

sizin

yani devletin kumaş fabrikalarına…

Kafaları bu işe yatmazsa müşavir beylerle müdür beylerinizin,

devlet kapısında pireyi deve yaparlar,

ihale edin bana,

bunu da üzerime alırım ben.

Fakat sıkı bir kanun isterim.

Bizim çıplaklar dangalaktır

zorla giydirilmeli.

Asıl can alıcı nokta, Burhan’ın generale Sıvaslı Ahmet Paşa’yı anlatma çabasıyla ortaya çıkar.

– Sıvaslı Ahmet Paşa tarihini okudunz mu, paşam?

[…]

Kanuni Sultan Süleyman’ın en yiğit askerlerinden.

Devşirme değil, cetbecet Türk,

özüm gibi halis Sıvaslı.

Aslan gibi kumandan.

[…]

Bugün çocuklara okutulan tarihler gibiymiş

yeni harp tarihlerimiz de, paşam.

Fatihleri, Selimleri, Süleymanları bile inkar edeceğiz.

Çocukların haberi yok koskoca Osmanlı İmparatorluğu’ndan.

Padişah dendi mi umacı sanıyorlar.

Bana öyle geliyor ki yıkacağımız kadar yıktık,

burda durmalıyız,

yeter artık.

Demokratlıkta İngilizlerden ileri gitmeye gerek yok,

anane kuvvetine bakın heriflerde.

Biz mevlut okutmayı unuttuk.

İnkılapsa yaptık, kafi.

Biraz da maziye sarılıp kökleşelim.

Çocuklarımızın rüyasına

şahane heybetiyle girmeli Yavuz Sultan Selim.

Heyecanlandı üç demir iki yıldız:

– Bu fikirlerinize iştirak ederim,

haklısınız…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s