Nuke Orient!

19 Eylül 2013, Radikal

“Deniz mahsullerini çok seviyorum. Mesela tavşan etine bayılırım”.

Eski hikayedir: Yeni yetme bir medrese talebesi hocasının karşısına geçmiş, “Hoca! Söyle bakalım kimdir ol veli ki pederi ânı çukura atmış”. Hocası: “Ayol neresini düzelteyim; veli değil nebi, pederi değil kardeşleri, çukura değil kuyuya. Bahsettiğin de Yusuf peygamberdir”.

Yani ki: Tavşan deniz hayvanı değildir; sevdiğin şeye olsa olsa av hayvanları denir. Ahmaklığın tanımlarından biri de bu olmalı: Kendi hâlinin izah yumağını lif lif çözmeyi bile karşı tarafa yıkmak.

Nuray Mert ile başlayalım: “Sonuçta, asıl mesele Suriye’yi veya bu bölgeyi veya genel olarak Batı dışındaki dünyayı yeterince bilmemek değil, öğrenmeye değer bulmamak, haklarında kolayca hüküm vermekte çekince duymamak. Oryantalizm bile demeye dilim varmıyor; Oryantalistler ‘Doğu’ hakkında peşin fikirlerine rağmen, en azından bu peşin fikirleri doğrulamak çabası içinde öğrenme ihtirası içindeydiler. Bizimki, Oryantalist peşin fikirlerin en ucuz mamulleri.” (“Suriye bir ‘barbarlar diyarı değil!”, 6 Eylül 2013, Nuray Mert).

Oryantalizm bir sanat ve edebiyat tabiri. ‘Doğu’ denen coğrafyaya ait olduğu düşünülen manzaraların resim ve tasvir edilmesi anlamında. Ortaçağlardan beri var olan bir kavram. Fakat asıl anlamına 19. yüzyıl Avrupa sanatında kavuşuyor. Hatta 1893’de Société des Peintres Orientalistes (Oryantalist Ressamlar Cemiyeti) kuruluyor. 15 ve 18. yüzyıllar arasında mesela bir Turquerie akımı var; Türk tefrişinin, âdetinin moda olarak gündelik hayata yansımasını tanımlamak için kullanılmış. Kıyafetten ev dekorasyonuna kadar etkilemiş. Yani bu manada Oryantalizm, bilmeden de olsa moda. Gözümüzde canlandırabilmek için, bugünkü mesela erkeklerin saç uzatmasını, küpe takmasını veya eski yün atkı yerine fular gibi boyna bağlanan stilize kefiyeyi (veya Kürtçesiyle puşi) düşünebiliriz. Bu Oryantalizm, çokça eksik de olsa bir tür muhayyel ‘Doğu’nun keşfi ve tasviri, seyyahlar yardımıyla el yordamı tanınmaya çalışılması. Fakat bu tanımaya çalışma, ‘yüzeysel’ bir modadan ibaret değil; felsefe ve dinde de etkileri var. Emerson’dan şimdi kursları açılan transandantal meditasyona kadar.

Bunu anlamadan hiçbir şey anlaşılmaz: Oryantalizm en başta bir anlama ve tanıma çabasıdır; anlamaya direnme çabası değil.

Fakat Edward Said, Bernard Lewis gibi fikir adamlarının etkisiyle bugün Oryantalist tabiri pejoratif bir imaya sahip. Said-Lewis düşünce hattının kritiğine şimdilik girmeyeceğim.

Mesele, “Batı Doğu’dan üstündür” cümlesinin inkarı değil. Mesele, Batı’nın ve Doğu’nun neresi olduğu meselesi en başta. Bu sınırlar neye gore, hangi toplumsal, siyasi ve tarihi bağlamda çiziliyor? Bu muhayyel coğrafyaların sınırları neye göre tahayyül ediliyor? Tartışmanın esası buradadır.

Fakat bundan daha da temelde iki konu var ki ikisi de biribiriyle gövdeden bağlı. Anlamaya ve tanımaya direnmek; yani öfkeli bir çocuğun omuz silkmesi. Buna “nefret etmeye de mi hakkım yok?” diye şık bir başlık dahi bulabiliriz. Elbette herkesin hemen hemen her şeye hakkı var; insanlar dünyanın düz olduğuna bile inanabiliyor; hatta inanmakla yetinmiyorlar dernekler kurup propaganda yapabiliyorlar. İnsanoğlunun sonsuz aptallık ve saçmalama potansiyeli düşünüldüğünde, kim neyi engelleyebilir ki?

İkincisi, geçici olanı kalıcı zannetmek; konjonktürü ontoloji ile yer değiştirmek. Daha önce söylenenleri tekrar etmek gerekirse:

“Bütün özcülüklerin dönüp dolaşıp çıkacağı yer ırkçılık ve faşizmdir. Özcülükten murad, bir insan topluluğunun değişmez, tarihi akış içerisinde sabit olarak duran bir öze sahib olduğudur. Bir insan topluluğu hakkında, Kant’ın analitik a priori önermeleri (“Bütün bekarlar evli değildir” gibi) dışında kurulacak her özcü cümle, hem mantıken saçma hem ahlaken sakattır; nihayetinde ikisi de aynı şeydir.  Klasik felsefedeki cevher ve araz (substance ve accident, töz ve ilinek) ayrımını akılda tutarak: Görüntü ne kadar değişirse değişsin, içteki o özün bundan etkilenmeyeceğidir.” (İsmail Azboğlu, Ortadoğu Neresi?, 13 Eylül 2013).

Nuke Yozgat!

Bu yeni nesnenin adı Oryantalizm değil diye işaretlemeye çalıştık. Çünkü en azından Oryantalist sanatçının veya edibin asgari coğrafya bilgisi vardır. “Afyon’dan ötesini at gitsin” diyen adamın Manisa’nın, Kütahya’nın nerede olduğunu bilmediğine hükmedebiliriz.

Türkiye eliti, 20. yüzyılın başında dönüp dolaşıp Anadolu coğrafyasına sıkışıp kalacağını anladığında, kaybettiği o özü yeniden Anadolu’da aramaya girişmişti. ‘Bozulmamış’, ‘saf’ kırsal ahalinin yüceltilmesi de böylece başladı. Bu romantik tahayyül, Kemalizm’de de, 60-80 arası Türkiye solunda da vardır.

Şimdi o kamburdan kurtulmak istiyoruz; AKP’nin liberal kamburundan sıyrılması gibi, biz de Türkiye ahalisinden kurtulmak istiyoruz. Yozgat’ı nükleer bombayla berhava etsek?

Sadece şaka mı? Çok kızdık, öfkemizi ancak böyle mi haklı çıkartabiliriz? Savaştayız; olur böyle şeyler mi? “Ama onlar da” mı?

Bir savaştayız; bir ölüm kalım savaşı bu. Siperlerin içinde büzüşerek neler olacağını kaygıyla bekliyoruz. Şimdi savaştayız; bize ahlaktan ve hukuktan bahsedecek olan herkes hain ve ajandır, değilse aptal veya yumuşaktır.Aklın soğuk sesini dinleyecek halde de değiliz; böyle entel laflarla vakit kaybedecek durumda da.

Evet; örgüt içi infazlar böyle meşrulaştırılır, işgal bölgesindeki tecavüzler böyle aklanır, sivillerin katli böyle mazur görülür hep. Faşizmin düşman ihtiyacı mı demişti biri?

İki yıl önce, Kürt savaşının alabildiğine hararetlendiği günlerde, Kürtlerin isterse ayrılabilmesi gerektiğini savunan bir arkadaşa, biraz da sembolik bir dille “İzmir ile Diyarbekir’i ayırdın hadi; Yozgat ile İzmir’in savaşını ne yapacaksın” demiştim. Sanırım o günlere geldik.

Üstad Sun Tzu, “Bilgeler insancıl değildir; yığınları dövüşen samandan kukla köpekler gibi kabul ederler” yazmıştı.

Samandan köpeklerin uyduruk kavga tiyatrosunu seyrediyoruz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s